Anlamak için kalbini dinle!
İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama doğum günlerinde, bayramlarda ilginç armağanlar göndererek birbirlerine zekâ gösterisi yapmaktan da geri durmazlardı.
Hükümdarlardan biri, ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. Birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasını istedi. Heykellerin aralarındaki farkı sadece ikisi bilecekti. Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi.
Heykellerin yanına konulmuş olan notta şöyle yazıyordu: “Doğum gününü kutluyorum. Hediye olarak gönderdiğim bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünse de biri diğerlerinden çok daha değerlidir. Onu bulunca bana haber ver.”
Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.
Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuş ve kimse bir çözüm bulamamıştı. Çaresiz kalan hükümdar, kendisini eleştirdiği için zindana attırdığı bir gence haber göndererek ondan yardım istedi.
Genç, önce heykelleri inceledi ve ince bir tel istedi. Birinci heykelin kulağından soktuğu tel ağzından çıktı. İkinci heykele aynı işlemi yaptığında tel diğer kulağından çıktı. Üçüncü heykelin kulağından sokulan telin dışarı çıkmadığı kalp hizasına kadar inen bir kanalın olduğu anlaşıldı.
Hükümdar, heykelleri gönderen komşu ülkenin hükümdarına yazdığı mektupta şöyle diyordu: “Kıymetli hediyen için çok teşekkür ederim. Bir kişi her duyduğunu konuşuyor veya bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa o makbul bir insan değildir. Değerli olan, insanları yüreğiyle dinleyen kişidir.”
Unutmayın! Sizi eleştirseler bile, insanları anlamak için yürekten dinlemelisiniz.
Efkan Yeşildağ'ın Meydan Gazetesi'ndeki yazısı için tıklayınız..