SPD MİLLETVEKİLİ MACİT KARAAHMETOĞLU RÖPORTAJI
Murat Topçu: Almanya’da resmi kayıtlara göre şu anda kaç kaybolmuş çocuk bulunmaktadır? Almanya basınındaki “11.000 kaybolmuş çocuk” iddiası doğru mu?
Macit Karaahmetoğlu: Bahsettiğiniz rakam hakkında bilgim yok, ancak sorunuza Federal Kriminal Dairesi’nin (BKA) resmi verileriyle yanıt verebilirim. Federal Kriminal Dairesi’nin verilerine göre, 2025 yılında 13 yaş ve altı yaklaşık 19.200 çocuk için kayıp ihbarı yapıldı. Bu vakaların 18.500’ü kısa bir süre içinde çözüldü. Bu da, yaklaşık yüzde 96,1’lik yüksek bir aydınlatılma oranı anlamına geliyor. Yine resmi verilere göre, 2025 yılında 14-17 yaş arası 89.700 genç kayıp olarak bildirildi. Bu yaş grubunda da aynı yıl içinde yüzde 98 oranında kayıp vakası aydınlatıldı. Ve yine resmi verilere göre, 1957’den bu yana toplamda sadece yaklaşık 2.100 çözülmemiş vaka bulunuyor ve bunların üçte ikisi, refakatsiz mülteci çocuklar, sürekli evden kaçan çocuklar veya aile üyeleri tarafından gerçekleştirilen çocuk kaçırma vakalarına ait. Polis, her kaybolan çocuk vakasında tehlike olabileceği varsayımında bulunmak zorunda olsa da, velayet anlaşmazlıkları yaşayan çocuklar genellikle bir yakınının bakımında bulunuyor. Bu nedenle, çocukların uzun süre kaybolmasının ardında suç ya da kaza gibi nedenlerin bulunma oranı genellikle çok düşüktür.
Murat Topçu: Almanya’da Epstein belgelerinde geçen çocukların kaderiyle ilgili herhangi bir araştırma veya çalışma var mı?
Macit Karaahmetoğlu: Almanya’ya özgü bir çalışma ya da araştırma bilgim dahilinde değil. Epstein belgeleri, dünya çapında insanları şok etmekte ve Avrupa’da, özellikle Birleşik Krallık’ta, cinsel suçlu Epstein ile bağlantılı olan etkili kişilerin ortaya çıkmasıyla daha fazla dikkat çekmektedir. Eğer Almanya’dan etkilenen bireylere dair herhangi bir belirti veya somut vaka ortaya çıkarsa, tüm yasal araçlar kullanılarak bu durumun aydınlatılması gerekir ve böyle bir durumda partimiz gerekli hassasiyeti gösterecektir.
Murat Topçu: SPD, kaybolmuş ve kaçırılmış çocuklarla ilgili olarak hangi önlemleri almış veya almayı planlamaktadır?
Macit Karaahmetoğlu: Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) yaklaşımı, kayıp çocuk meselesini yalnızca kriminal bir başlık olarak değil, önleyici sosyal politikalar ve çocuk koruma sistemleri çerçevesinde ele almaktadır. SPD, bu konuda güvenlik otoritelerinin, özellikle de Federal Kriminal Dairesi’nin güçlendirilmesine geleneksel olarak destek vermektedir. Bu, zaten çok yüksek olan yüzde 96’lık aydınlatılma oranını devam ettirmek ve geriye kalan genellikle karmaşık olan vakalarda soruşturma çalışmalarını desteklemek için önemlidir. Bu tür kayıp vakalarının aydınlatılması için uluslararası iş birliğine önem veriyoruz. Özellikle çocuk kaçırma kayıp vakaların önemli bir kısmını oluşturduğu için, Türkiye’nin de imzasının bulunduğu Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhililerine Dair Lahey Sözleşmesi gibi yasal çerçevelerin veya Interpol gibi sınır ötesi soruşturma ajanslarının güçlendirilmesi gerekir. Bunun yanı sıra, bu meseleyi yalnızca kriminal bir perspektiften görmüyoruz. Kaybolmuş çocuklar, aynı zamanda önleyici sosyal politika meselesidir. Bu nedenle, aile krizlerini önlemek amacıyla “sürekli evden kaçan” çocuklar veya velayet anlaşmazlıkları gibi durumlar ortaya çıkmadan önce, çocuk koruma önlemlerinin ve danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar da yapıyoruz.
Murat Topçu: Almanya gibi güçlü bir hukuk devleti içerisinde bile çocukların kaybolması ve kaçırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Macit Karaahmetoğlu: Almanya’da, çocuk hakları ve çocukların korunması en öncelikli konulardan biridir. Bu nedenle, polis, her kaybolan çocuk vakasında, hayati bir tehlike olabileceğini varsayarak hareket ediyor. Ancak “sistematik ve yaygın çocuk kaçırma” algısı, istatistiksel ve resmî verilerle desteklenmemektedir. Resmi verilerden elde edilen tecrübelere göre, kayıp bildirimlerinden sonra ilk hafta içinde vakaların yüzde 50’si aydınlatılıyor. Bir ay içinde çözülen kayıp vaka sayısı ise yüzde 80’i buluyor. Geri kalanı ise 1 yıl içinde aydınlatılırken, sadece yüzde 3’ü bir yıldan fazla kayıp olarak istatistiklerde yer alıyor. Ayrıca, çözülmemiş vakaların yalnızca çok küçük bir kısmı şiddet ve kaçırma vb. gibi olaylardan kaynaklanmaktadır. Çocukların uzun süre kaybolmasının nedenleriyle ilgili olarak çözülmemiş vakaların oranı genel olarak çok düşüktür. Bu da, bana, iyi işleyen bir hukuk devletinin göstergesi gibi görünüyor.
Murat Topçu: Suç vakaları ve kamu güvenliğiyle ilgili olarak ne gibi çözüm önerileriniz bulunmaktadır? Kamera sistemlerinin yaygınlaştırılması sizce yeterli mi?
Macit Karaahmetoğlu: Vatandaşlarımızın güvenliği, özellikle de çocukların korunması, işleyen bir hukuk devletinin temel görevidir. Bu nedenle, her kaybolan çocuk vakasında potansiyel bir tehlike olduğunu dikkate almak gereklidir. Kamu güvenliğini güçlendirmek için yalnızca kamera sistemlerinin yaygınlaştırılması yeterli değildir. Güvenlik otoritelerimizin personel ve teknik anlamda güçlendirilmesine odaklanan kapsamlı bir yaklaşım izlememiz gerekir. Bununla birlikte, iç güvenlik ve suçla mücadele çok çeşitli faaliyet alanlarıdır ve şu anki federal hükümet, bu alanlara geniş bir güvenlik hamlesiyle yaklaşmaktadır.
Röportaj: Murat TOPÇU
Tarih: 12.02.2026