Batı medyasındaki İsrail yanlısı habercilik belgelendi: Filistin'i geri plana ittiği ortaya çıktı
Batı medyasında İsrail'in Gazze'ye saldırılarına yaklaşımını inceleyen Media Bias Meter grubu, oluşturduğu raporda Batı'nın ana medya kuruluşlarının İsrail'in Filistin'e saldırıları ve faaliyetlerini konu alırken İsrail merkezli bir anlatıyı öne çıkararak Filistin bağlamını geri plana ittiğini ortaya çıkardı.
Çalışmada, The New York Times (NYT), BBC, Le Monde, Der Spiegel, Corriere della Sera, De Telegraaf, La Libre Belgique ve The Globe and Mail'in haber metinleri ve başlıkları, anahtar kelime analizine dayalı bir metin madenciliği sistemiyle değerlendirildi.
İncelemelerin sonucunda, The New York Times, Der Spiegel, The Globe and Mail ve BBC'nin, en taraflı dört medya kuruluşu olduğu ortaya çıktı.
Çalışmada, incelenen 8 medya kuruluşunun her ne kadar dil, ideoloji ve coğrafi bakımdan farklı yerlere ait olsalar da haber içeriklerinde tutarlı bir şekilde "İsrail'in bakış açısını desteklerken Filistinlilerin bakış açısını marjinalleştirerek Gazze soykırımı anlatısının sistematik bir şekilde çarpıttıkları" gözlemlendi.
Bu sorunun öncelikle haber başlıklarına yansıdığı belirtilen çalışmada, 8 medya kuruluşunun manşetlerinin büyük ölçüde İsrail'in bakış açısına odaklandığı görüldü.
Batılı medya kuruluşları "işgal, yasa dışı yerleşimler ve abluka" gibi kelimeleri çoğunlukla kullanmadı
Medya kuruluşlarının haber kurgularında Filistin'de yaşanan durumu ve İsrail'in saldırılarındaki "güç eşitsizliğini" tanımlamaya yardımcı olan, "işgal", "yasa dışı yerleşimler", "abluka" gibi kelimelerin çoğunlukla kullanılmadığı saptandı.
"Batı medyasında sistematik önyargı ve tarafgirlik var" vurgusu
Batı medyasında sistematik önyargı ve tarafgirlik olduğuna dikkat çekilen raporda, Filistinlilerin yaşadığı işgal koşullarının, zorla yerinden edilmelerin ve tarihsel mağduriyetlerin sistematik biçimde geri planda bırakılırken İsrail merkezli anlatıların öne çıktığı aktarıldı.
Batı medyasının kamuoyunu sistematik bir şekilde yanlış bilgilendirdiği ifade edilen raporda, çarpıtılmış anlatının politikaları şekillendirdiği, toplumsal tepkiyi zayıflattığı ve adaletsizliği normalleştirdiği değerlendirmesine yer verildi.
Batılı medya kuruluşları başlık ve metinlerinde İsrail'e, Filistin'e kıyasla ezici ölçüde daha fazla yer veriyor
Raporda, Batılı medya kuruluşlarının başlık ve metinlerinde İsrail'e, Filistin'e kıyasla ezici ölçüde daha fazla yer verdiği tespit edildi.
NYT'de "Filistin" ifadesini içeren son başlığın 14 Mayıs 2024'te yayımlandığına dikkat çekilen raporda, 7 Ekim 2023'ten bu yana bu kelimenin başlıklarda yalnızca 10 kez kullanıldığı belirtildi.
Raporda, New York Times'ın, ABD'nin resmen tanımadığı devlet isimlerine yer vermemeyi gerekçe gösterebileceği, ancak aynı dönemde resmi olarak tanınmayan Tayvan'ın 88'den fazla başlıkta geçtiği vurgulandı.
BBC'nin Filistin kelimesini içeren 91 manşetinden 80'inin "Filistin Hareketi", "Filistin yanlısı protestolar" veya "Özgür Filistin grafitileriyle" ilgili olduğu belirtilen raporda, bunların yalnızca 11'inin Filistin'in kendisiyle ilişkili bulunduğu kaydedildi.
Başlık ve gövde metinlerindeki atıflar
Başlık ve gövde metinlerinde "İsrail" ve "Filistin" atıfları birlikte ele alındığında, The Globe and Mail"in en dengesiz tabloyu sergilediği belirtilen raporda, İsrail'in Filistin'e göre 33 kat daha fazla anıldığı tespit edildi.
Diğer kuruluşlarda bu oranın 7 ile 24 kat arasında değiştiği kaydedilirken, Corriere della Sera'da ise farkın 5 kata kadar azaldığı aktarıldı.
İsrailliler ve Filistinliler ifadelerinin kullanılması
Raporda, yalnızca "İsrailli/İsrailliler" ile "Filistinli/Fililistinliler" kelimelerinin sayılarına bakıldığında, metinlerde ilk bakışta kısmen dengeli bir dağılım görülebileceğine ancak bu durumun yanıltıcı olduğuna dikkat çekildi.
Raporda, Filistinlilerin ezici bir çoğunlukla yerinden edilme, kuşatma ve kitlesel sivil kayıplarıyla karşı karşıya kaldığı bir savaşta, kelime sayısındaki görece denklikten anlatısal denklik sonucu çıkarılamayacağı vurgulandı.
İsrailli aktörlerin haberlerde daha sık doğrudan alıntılanan, özne konumuna yerleştirilen ve "yetkili" olarak sunulan taraf olduğu ifade edilen raporda, Filistinlilerin ise çoğu zaman dolaylı biçimde, "haklarında konuşulan" taraf olduğu kaydedildi.
Batı medyasının haberlerindeki bilgi ve terim eksikliği
Yasa dışı İsrailli yerleşimciler veya yasa dışı yerleşim yerleri hakkında yapılan haberlerde, çoğu Batılı medya kuruluşunun "yasa dışı" veya "uluslararası hukuku ihlal eden" gibi hukuki nitelemeler kullanmaktan sürekli kaçındığı saptandı.
Analiz edilen 54 bin 449 makalede, ikisi The Globe and Mail'de, biri Le Monde'da olmak üzere sadece üç başlıkta "yasa dışı yerleşim yerleri" ifadesi kullanıldığı ortaya çıkarken, Der Spiegel'ın yasa dışı yerleşimcilerin şiddetini haber yaparken genellikle "rad
ikal yerleşimciler" gibi daha yumuşak bir dil kullanmayı tercih ettiği görüldü.
Bu durumun tesadüfi bir nüans değil, uluslararası hukuka aykırı ihlallerin sistematik bir şekilde örtbas edilmesi olduğu belirtilen raporda, bu kelime seçiminin yerleşimlerin yasa dışılığını ve Filistinliler için maddi sonuçlarını gizlediği kaydedildi.
BBC, "işgal altındaki Doğu Kudüs" ifadesini, işgal altındaki statüsüne atıfta bulunmadan 168 haberlerinde kullanırken, "işgal altındaki" ifadesine yalnızca 35 haberde yer verdi.
Corriere della Sera, İsrail'in 2007 yılındaki abluka ile ilgili her bir habere karşılık 215 kez "7 Ekim"e atıfta bulunurken, bu oran BBC'de 104'e 1, The Globe and Mail ise 45'e 1, Le Monde'de ise 4'e 1 şeklinde gözlemlendi.
Raporda, atıflarda gözlemlenen bu dengesizliğin, 7 Ekim'in İsrail'in eylemlerini meşrulaştırmak için kullanıldığını ve ablukanın yanı sıra bunun Filistinlilerin günlük yaşamı üzerindeki etkilerinin göz ardı edildiğini ortaya koyduğu belirtildi.
Kıtlık yerine terörizm ön plana çıkarıldı
Raporda, incelenen haber kuruluşlarının, Birleşmiş Milletler'in (BM) Gazze'de yaklaşan kitlesel açlık riskine ilişkin art arda uyarılar yaptığı dönemde dahi "terörizm" ifadesini, "kıtlık" ve "açlıktan ölme" gibi kelimelerden daha sık kullandığı kaydedildi.
Raporda, "İnsan eliyle yaratılmış bir kıtlık gerçek zamanlı olarak yaşanırken, medyanın büyük bir kısmı insani konular yerine güvenlik konularına öncelik vermeye devam etti. İsrail'in askeri harekatını haklı ve kaçınılmaz olarak sundu ve böylece kıtlığın derinleşmesine neden olan koşulların normalleşmesine katkıda bulundu." denildi.
Batılı medya kuruluşları Gazze haberlerini ne sıklıkla "terörizm" ile ilişkilendiriyor?
Terörizm çerçevesinin haber anlatısının merkezinde yer aldığı belirtilen raporda, Filistinlilerin sistematik biçimde "tehdit" olarak sunulduğu ortaya kondu.
Terörizm çerçevesine odaklı haberlerin sadece bu iki kuruluşla sınırlı olmadığına işaret edilen raporda, The New York Times, Der Spiegel ve The Globe and Mail'in de haberlerinin yaklaşık yüzde 40 ila 45'inde benzer bir dil kullandığı vurgulandı.
Kurumlar "hassas vuruşlar" terimini ne sıklıkla kullanıyor?
Raporda, sekiz büyük medya kuruluşu arasında "hassas vuruş" terimini en sık kullanan medya kuruluşunun The New York Times olduğu ve bu ifadeye 68 haberinde yer verdiği belirtildi.
Raporda, bu ifadelerin "yüksek hassasiyet" ve "asgari sivil zararı" ima ederek sivil kayıplara rağmen bombardımanın gerçek etkilerini perdeleyen bir nitelik taşıdığı vurgulandı.
"İnsan kalkanı" terimi ne kadar kullanıldı?
"İnsan kalkanı" söyleminin tüm medya kuruluşlarında tekrar edildiği belirtilen raporda, İsrailli yetkililerin uzun süredir dile getirdiği "Hamas sivilleri kalkan olarak kullanıyor" söyleminin haber diline neredeyse otomatik olarak yerleştiği kaydedildi.
Batı medyasının İsrail'in Filistin'e saldırılarını nitelendirirken "meşru müdafaa" terimi kullanımı
Raporda, meşru müdafaa ifadesini Der Spiegel'in 292 kez, The New York Times'ın 243 kez, The Globe and Mail'in 173 kez, BBC'nin 129 kez, Le Monde'nin 95 kez, De Telegraaf'ın 93 kez, Corriere della Sera'nın 57 kez ve La Libre Belgique'in ise 55 kez kullandığı aktarıldı.
Kanıtsız sansasyonel habercilik
Çalışmada, araştırma yapılmadan, kanıt verilmeden tüm dünyada kamuoyuna sunulan "kafası kesilmiş bebekler" hikayesi gibi duygusal açıdan çarpıcı ancak kanıtsız anlatıların gazetecilik standartlarını düşürdüğü aktarılırken, bu iddianın İsrail ve Batılı politikacılar tarafından halkın öfkesini körüklemek ve misillemeyi meşrulaştırmak için kullanıldığı bildirildi.
Çalışmada, haber dilindeki bu seçimler ve kararların Batı medyasının Gazze haberlerinde yapısal bir önyargı olduğunu ortaya koyduğu, bu taraflılığın Filistin bağlamını silmek ve basmakalıp anlayışları güçlendirmek suretiyle kamuoyunun algısını çarpıttığı kaydedildi.
Şiddetli yağış nedeniyle Gazze Şeridi'nde çadırlar su altında kaldı
Mısır'da üçlü Gazze zirvesi: Kahire'de Mısırlı mevkidaşı ve Katar Başbakanı ile görüştü
Kızılhaç Gazze'deki İsrailli esirlerden birinin daha cesedini teslim aldı